Ülkemizde Eğitim, yaşları tek haneli rakamlara tekabül eden bireyleri ailelerinden ve kültürlerinden koparıp, resmi ideolojinin değirmenleri olan milli eğitim okullarında zorunlu olarak biçimlendirmeye tabi tutma sürecidir. Ya da daha açık söylemek gerekirse Eğitim, bireylerin, Milli Eğitim Temel Kanununda da sıkça vurgulandığı gibi Atatürk Milliyetçiliği temelinde, Atatürk İlke ve İnkılapları doğrultusunda bir tornaya tabi tutulmasını sağlayan en önemli araç işlevini görmektedir.


Birey, ailesinin kültürü, inancı, ideolojisi vb. düşünce yapısı ve yaşam tarzı hiçe sayılarak önceden belirlenmiş, resmi ideoloji ile yoğrulmuş müfredatla şekillenir, biçimlenir ve sözcüğün gerçek anlamıyla mankurtlaştırılır.Fakat bu durum ne adalete, ne özgürlüğe, ne demokrasiye, ne dine, ne de insanlığa uyan bir durum arz etmektedir. Eğitim, toplumun farklı farklı ve her biri kendi kültür çevresinde yetişmiş olan bireylerini tek bir potada eritme süreci olarak sürdürülmemelidir. Eğitim ve özelde müfredat, bireyleri kendi ideolojisi doğrultusunda manipüle etmeyi kendisine vazife bilmiş devlet eliyle sürdürülmemeli ve resmi ideolojinin birey ve kültürleri asimile edici işlevi doğrultusunda kullanılmamalıdır. Toplum farklı farklı kültürlerden, inanışlardan oluşmakta ve çoğulcu bir yaşam pratiği ile varlığını sürdüren kültürlerden oluşmaktadır.


Bu sebeple devlet, eğitimi, zorunlu olarak ve milli eğitim kurumu aracılığıyla bir asimilasyon ve tektipleştirme işlevi olarak kullanmamalıdır. İşbu sebeple, yeni eğitim-öğretim yılında, eğitim sisteminde yukarıda değindiğimiz Atatürkçü-Milliyetçi, tek tipçi-monist nesil yetiştiren müfredatını törpüleyen, Özgürlükçü anlayışı ön plana çıkaran, çoğulcu ve Farklılıkları dikkate alabilen yenilikler yer almalıdır. Tüm bunları göz önönünde bulundurduğumuzda dusunceyolu ekibi olarak, özgürlükçü Eğitim sisteminin tetiklediği bir dönüşüm için, eğitim sistemindeki değişiklikler adına şu önerilerin dikkate alınması hayatiyet arz ettiğini düşünüyoruz:


1) Öncelikle Anayasada, Eğitimle ilgili ve özellikle Eğitimi Atatürk milliyetçiliği ile sınırlayan maddelerin kaldırılması gerekmektedir. Çünkü Devletin bireye aktardığı doğrular kümesi “Atatürkçüleştirilerek” eleştirilemez hale getirilmektedir. Milli Eğitim müfredatı “Atatürkçüleştirilerek” meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır ve bu şekilde dokunulmaz kılınmaktadır. Herhangi bir ideolojinin dayatılması yerine, ‘bireyi insanlık onuruna bağlı doğal hak ve özgürlüklere sahip bir varlık’ olarak kabul eden bir eğitim anlayışının benimsenmesi gerekmektedir.


2) İnsan hakları hiçbir gerekçeyle ihlal edilemez. İnsanların sahip olduğu onurun, inancın, kimliğin, değerlerin ve hayat tarzlarının hiçbir irade, ideoloji ya da otorite tarafından yok sayılmadığı ve baskı altına alınmadığı bir eğitim anlayışı benimsenmelidir.


3) Herkes için adalet ve özgürlük ilkesine tutarlı bir şekilde bağlı olunarak; herkesin hak ve özgürlüklerini eşit ve ayrımsız bir biçimde koruyan ve herkesin değerlerinin ön plana alındığı ve korunduğu bir müfredat düzenlenmelidir. Yönetmelik bu değerlere göre düzenlenmelidir.


4) Devlet ve bürokrasi, bireyin hizmetinde olan bir araçtır ve devletin kendi kurumları aracılığıyla vatandaşlarını belli kalıplar içerisinde kültürleriyle birlikte eritmesi insan haklarına ve hiçbir özgürlük anlayışına uymamaktadır. Bunun için her kültürü, her değeri, her bireyi kültürüyle, inancıyla, farklılığıyla kabul edebilen bir eğitim sistemine ihtiyaç vardır.


5) Adalet ve özgürlük anlayışı içinde, eğitim ve öğretim sisteminin dinamik ve yaratıcı bir şekilde sürekli revizyonunu önceleyen maddelerin kanunlaştırılması gerekmektedir.


6) Eğitim ve öğretim her aşamasında, resmi ideolojinin yönlendirmesinden uzak; insanın özgür bir kimlik ve şahsiyet geliştirebilmesine imkân veren; zorunlu değil serbest ve gönüllü, monist değil çoğulcu bir eğitim anlayışı benimsenmelidir.


7) Ülke tek bir kültür, soy, ırk, etnisite, din ve inanca mensup insanlardan oluşmamaktadır. Özgürlük, adalet ve barış temelinde kimseyi yok saymayan ve ötekileştirmeyen bir eğitim-öğretim ortamının oluşturulması gerekmektedir. Bu çerçevede; eğitim müfredatı ile ders kitaplarının ve her türlü eğitim faaliyetinin içeriğinin belirlenmesinde farklı ırk, dil, kültür ve inançların ihtiyaç ve taleplerini göz önünde bulundurmak; ahlakın, vicdanın ve insan haklarının bir gereğidir.


8- Eğitim-öğretimin her aşamasında hizmet alan ve hizmet veren açısından kılık-kıyafetin tamamen bireylerin özgür iradelerine, çocukların kılık-kıyafeti konusunda ise tercihin ailelere bırakılması gerekir.


9) Adalet, barış ve huzurun sağlanabilmesi için eğitim sisteminde çoğulculuğun göz önünde bulundurulması; ahlaki, vicdani ve insani bir gerekliliktir. Bu sebeple, eğitimde ayrımcılığın, dayatmacılığın ve ötekileştirmenin bütün çeşitleri ortadan kaldırılmalıdır.


10) Evrensel insan haklarının ruhuna uygun bir şekilde çocukların dini eğitim hakkının kullanımına ilişkin kararın veliye devredilmesi gerekir. Eğitim sisteminin bu konuda hiç kimseye dayatmada bulunamaması; sivil öğrenim yollarının da açık olması kaydıyla, yurttaşların talebi halinde devletin herhangi bir dinin öğretimini programa dâhil ederken, ilgili yurttaşların katılım ve rızasını esas alması gerektiğini savunmalıdır.


11) Sivil toplumun eğitim müfredatını kendisi belirlemek suretiyle okullar açması ve devletin söz konusu okullara insan hakları temelinde denetleyicilik yapması benimsenmelidir.


12) Bu sayede herkes anadilde eğitimini de alabilecektir, kendi kültüründe, kendi dininde eğitim de alabilecektir.