Posted by Turabi Saltik (neql) on 6/1/2012, 19:43:10 Link: çime

Dersim, henüz hiç kazılar yapılmamış, arkeolojinin girmediği bir coğrafyadır. Arkeolojinin yapılmadığı alanlarda dil ve sözcükler bu alanı dolduruyor. Dildeki tanımlamalar yüzde yüz bilimsel açıklama sağlamayacaktır, fakat bizlere önemli bilgiler vermektedir. M.Ö. 2. ve 3. bin yıldan başlayarak, M.S. 4.ve 5. yüz yıllara kadar Anadolu'da özellikle Batı Anadolu'da güçlü bir Dersim Dımıli dili egemen haldeydi. Antik Yunan inanç tapınırları olarak bilinen inançların çok önemli bir bölümü Dersim Dımıli inanç kökenlidir. Antik Yunan filozofları olarak kabul edilen pek çok filozof da Dersim kökenliydi. Bunların konuştukları dil Dımılice idi. Dımılice geniş bir coğrafyaya yayılmıştı. Ege havzasını etkilemişti. Dımılice Anadolu'da güçlü bir dildi. Zamanla yeni alanlara ulaştı. Ege havzasında, Luvilerle ve Misyalılarla çağdaş olan Dımıli dili; Fenikelilerin, İyonların, Hititlerin, Pelasgların, Etrüsklerin konuştukları dille buluştu. Dımılice Ege'de ve doğuda da İran'da ve güneyde Suriye'ye kadar etkili olmuştu. Pek çok araştırmacı Anadolu'da, Ön Asya'dan Küçük Asya'ya kadar M.Ö. 3. ve 4. bin yıllarda konuşulan dil sayısının beş dili geçmediğini söylemektedirler. Bu diller arasında en yaygın olan bir dil de Dımılice idi.
Dersim halkı kültürünü emen gerçek hayatını diliyle açıkladı. Dil hayatın, hayat dilin ifadesidir. Düşünce ona temel bir hareket getirdi. İnsan yaşamında taşıdığı düşünceleri dille ortaya koydu. Doğanın insana biçtiği en büyük rol dildi. Halkın tarihsel geçmişini bugüne dil taşıdı. Ona ait olanı dil getirdi bugüne. Dil coğrafyanın, kültürlerin ve insanın yaşadığı sorunlara kayıtsız kalmadı. Dil halktı. O halka ve insanlara karşı sorumludur. Dil insandır. Ülkenin ve halkının sorunlarıyla kaynaşır. İnsan düşüncesini dille gerçekleştirdi. Doğadaki olayları ve duygularını dille anlattı. İlişkilerini dille açıkladı. Dil bir canlı organizma, bir etkinlik ve önemli bir öğedir.
Dilin sınırları dünyanın sınırlarıdır.
Her dil bir dünyadır. İyi kötü bir dil bilen, bir dünya ile ilişkilendirilir. Dünya dillerle şendir. İnsanlar bu diller şenliği içerisinde değer görür, kendilerini ifade ederler. Bir dil bir insandır. İnsan kültürünü, sanatını, felsefesini, edebiyatını dille anlattı. Dili öldürülen bir toplumun edebiyatı, kültürü, sanatı da ölür. Dil yaşamda kalıcı olmazsa insanda ölür. Dilin kalıcılaşması insanın kalıcılaşmasıdır.
Bir dilin kendi zenginliği yazın dilinin geliştirilmesindedir. Yazın dili halkın binlerce yılda ürettiği değerlerdir. Dilin o değerlere sıkıca bağlı olması, onu yazın diliyle gerçekleştirir. Konuşulan dilin en yaygın olanı ve en yetkin olanı yazın dilidir. Bir toplumun yazın dilini geliştirenler ozanlar, şairler, yazarlar, sanatçılar ve edebiyatçılardır. O ulusun yazın dili bu sanatçıların ürettikleri eserlerle, yapıtlarla ortaya çıkartılır. Bu yapıtlar olgunlaştıkça, kitlelere mal oldukça, halk tarafından beğenildikçe o dil güçlenir. Bir toplumun yazın dili o toplumun politik, felsefi ve siyasal yapısıyla doğrudan bağıntılıdır. Bir toplumun eğitim kurumları, kültür insanları, dilbilimcileri, aydınları ve sanatçıları, edebiyatçıları halkın kültürüyle ortak roller üstlendiklerinde o dil gelişir. Bir dilin güçlenmesi halkın anadiliyle okuyup yazması ve öğretim görmesiyle mümkündür. Bir dile okuma yazma ve öğrenim görme hakkı tanınmazsa o dil gelişemez. Anadil sanatsal ve politik yapıtlarla, dergi ve kitaplarla desteklenmezse bilimsel gelişmesi zor olur. Hazırlanan çalışmalar doğru temellere oturtulmazsa yazın dili de zor gelişir.
Her toplum diline önem vermek durumundadır. Ve bu önem içerisinde dil özgür insan yaşamında gelişir. Özgür insan özgür toplumda dili özgürleştirir. Özgür yaşam dili eğitir. Özgürleşmiş toplumların dili özgürdür. Müziği, kültürü, felsefeyi, sanatı, edebiyatı ve dili özgürleşmiş insan birleştirir.
Özgürleşmemiş toplumun tarihini, dilini çaldılar. Zenginliklerini kendilerine mal ettiler.
Tarihine, diline, kültürüne önem vermeyen halklar kendi kendini yok ederler. Bir ulusun ve toplumun varlığının temeli, dili, kültürü ve tarihidir. Tarihi olmayan halkın dili de karanlıktadır. Toplumun yapısını en iyi dil ifade eder. Binlerce yıl önceki insanların toplumsal değer yargıları dille bugüne getirildi. Bugüne taşınan değer yargılarının tamamında dilin önemli yeri vardır. Dil sadece günlük yaşamda kullanılan bir anlaşma aracı değildir. Aynı zamanda tarihi süreç içerisinde, halkın yaratmış olduğu estetik ve kültürel değerler onunla büyük anlam kazandı. Bu yüzden dile dayanan kültürel değerler temeldir. Bir dil çok zengin bile olsa eğitim ve öğretim kurumlarında, basında, yayında, radyo ve televizyonlarda, okullarda, sokakta ve sosyal yaşamın her alanında kullanılmazsa gelişemez.
Dilde teslimiyet olmaz. Dil insandır, insanlığın en temel hakkıdır. Dili ve insanı bu en temel haktan ayıramazsınız. İnsanı tanımak dili tanımaktır. Dili tanımak insanını tanımaktır. Dersim insanın sesine, müziğine kulak vermektir. Bu sese kullanım alanı bırakılmazsa bu ses ölür. Sesin ölümü dilin ölümüdür. Dersim sesi Dersim insanının dilidir, inancıdır, müziğidir.
Message Thread
![]()
« Back to index