Posted by Seyfi Cengiz(neql) on 6/10/2011, 19:13:55 Link: http://www.desmalasure.de/09
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, önceki gün yaptığı meclis açış konuşmasında yeni anayasa konusuna geniş yer ayırdı. Bu anayasada tarifini bulacak Türk demokrasisi hakkındaki görüşlerini açıkladı. Tutarlı bir demokrasiye taraf olduğunu söyledi.
Ne var ki sıra Kürt sorununa geldiğinde çuvalladı.
Çünkü yeni anayasada temel siyasi perspektifimiz, tartışmaya açık olmayan ilkemiz devletin birliği ve bölünmez bütünlüğüdür diyerek ortada tutarlılık falan bırakmadı.
Eskinin Kemalist klişelerinin tekrarıdır bu.
Kürtlerin ve diğer azınlıkların ayrılma hakkını tanımayan bir demokrasi tutarlı sıfatına layık değildir.
Ayrılma hakkını tanımayan bir demokraside eşit vatandaşlık konsepti, halkların eşit ve gönüllü birliği gerçekleşme şansı bulamaz.
Gülün konuşması İslami geleneğin iktidar kendisinde olduğunda Kemalist bürokrasiden daha az devletçi olmayacağının, nüfusun ezici çoğunluğunun Müslüman oluşuna güvenerek milli irade deyip dursa da, devletin bekasını hep önde tutacağının habercisidir.
Gül ve Erdoğan, İslam hiçbir şeyin maiyetine girmez, her şeyi maiyetine alır, İslam her şeyi kuşatır (Bkz. Necip Fazıl Kısakürek) diyen bir zihniyetin mirasçılarıdır.
Yeni Şafak gazetesinde Hayrettin Karaman tarafından açıkça savunulduğunu gördüğümüz bu zihniyetin Mussolininin adamı Giovani Gentilenin devlet herşeyi kuşatır şeklinde özetlenebilecek faşizm tanımından farkı nerededir?
Message Thread
![]()
« Back to index